Hyaluronik Asit

Ersin Koseoglu

Hyaluronik Asit aynı zamanda Hyaluronan veya Sodyum Hyaluronat isimleri ile de bilinir. Molekülün biyokimyasal yapısını incelersek isminde ASİT kelimesi geçse bile ASİT değildir, şeker moleküllerinden oluşan ve glycosaminoglycan olarak da adlandırılan bir molekül çeşididir.

Hyaluronik Asit cildin doğal yapı taşıdır ve tüm vücudumuzdaki bağ dokusunda yer alır (1).

Dışarıdan uygulanan Hyaluronik Asit, molekül ağırlığına da bağlı olarak dermis tabakasına kadar penetre olur. Klinik çalışmalarda elde edilen bulgulara göre toksik değildir. Ciltte hassasiyete veya iritasyonlara neden olmaz. Kanserojen veya genotoksik değildir (2, 3).

Hyaluronik Asit cilt için mucize içerik olarak değerlendirilir. En büyük ve en önemli özelliği suyu tutma kapasitesidir. Molekül ağırlığının 1000 katı kadar su tutma kapasitesine sahiptir, 1 g Hyaluronik Asitin 6 L su tutma kapasitesi vardır!!!!

Cildin genç ve canlı görünmesindeki en önemli etken ciltteki nem ve su oranı olduğu için Hyaluronik Asitin bu özelliği cilt yaşlanması konusunda çok önemlidir. Yaş aldıkça cildimiz de yaşlanır, eski elastik, esnek ve dolgun yapısı kaybolmaya başlar, sarkmalar ve kırışmalar gözlemlenmeye başlar. Bunların en büyük sebebi ciltte meydana gelen nem kayıplarıdır, yaş aldıkça cildin nemi hapsetme kapasitesi de azalır. Nem ve su kaybeden cilt eski sıkılığını, elastikiyetini, esnekliğini ve gerginliğini de yitirir. Gündüzleri cildin dış faktörlere maruz kalması (güneş ışınları, rüzgar, serbest radikal hasarları) ve yaşlanma süreci ile birlikte meydana gelen hormonal değişimler de cildin su kaybetmesine neden olan faktörlerdir (4, 5, 6).

Cildin böyle durumlarda kendini onarması ve su tutma kapasitesini arttırabilmesinde rol alan anahtar molekül benzersiz su tutma kapasitesine sahip olan Hyaluronik Asittir (7).

Hyaluronik Asit cildin nem oranını arttırmaya yardımcı olan ve aynı zamanda da cilt bariyerini güçlendiren bir moleküldür. Sağlıklı bir cilt bariyerine sahip olunduğunda cilt daha yumuşak, dolgun, sıkı ve gergindir aynı zamanda daha genç ve sağlıklı görünür. Hyaluronik Asitin cilt için faydaları sadece daha genç ve sağlıklı görünen cilt olarak sınırlandırılmamalıdır. Bunun yanında daha bir çok faydası vardır.

Güneş hasarı, akne, cilt hassaslığı, Rosacea gibi cilt problemlerinin cilt bariyeri hasarının sonuçları olduğunu biliyoruz. Cilt bariyerindeki hasarları onarmak bu endişelerin çözümü için atılması gereken ilk adımdır. Cilt bariyerinin onarılması ise Hyaluronik Asit gibi cilt yapısında bulunan ve cildin yapı taşı olan içerikleri ile olur. Bundan dolayı Hyaluronik Asit tüm cilt tipleri için faydalı bir içeriktir.

Çok hafif bir yapıya sahiptir, yağ gibi değildir! Şeffaf jel yapılıdır. Bu nedenle yağlı cilde sahip olan kişilerin hiç endişe etmesine gerek yoktur. En nazik içeriklerden olduğu için de hassas cilde sahip kişilerin onu tercih etmeleri gereken içeriklerden biri yapar. Saf Hyaluronik Asitten oluşan Serumlar rahatlıkla göz çevresine ve göz altına da uygulanabilir.

Hamilelik veya emzirme döneminde de kullanımı en güvenli olan içeriklerden bir tanesidir.

 

 

Yüksek oranda su tutma dışında Hyaluronik Asitin diğer en belirgin özelliği serbest radikal saldırılarına ve hasarlarına karşı anti oksidan görevi görmek ve ciltteki enflamasyonları azaltmaktır (8).

Bu özelliklerinden dolayı Seborrheic Dermatitis tedavilerinde kullanılan bir içeriktir. Yüzdeki Seborrheic Dermatitis tedavisi için düşük molekül ağırlığına sahip Hyaluronik Asit kullanılarak yapılan tedavilerden elde edilen sonuçların çok başarılı olduğuna dair klinik çalışmalar mevcuttur (9).

Başka bir çalışmada ise yine düşük molekül ağırlıklı Hyaluronik Asit kullanılarak ciltteki nem tutma oranında önemli artışlar gözlenerek elastikiyet kaybındaki ciddi azalmalar gözlendiği tespit edilmiştir. 60 günlük kullanım süresi sonunda kırışıklıkların azalmasında önemli ölçüde gelişmeler kaydedildiği ortaya çıkmıştır (10, 11, 12).

Hyaluronik Asite çok fonksiyonlu anti aging molekülü denmesi bu nedenledir.

Ürünlerin içerik listelerini incelerken bazılarında Hyaluronik Asit bazılarında ise Sodyum Hyaluronat olarak listelendiğini görebiliriz. Kimyasal olarak incelendiğinde Sodyum Hyaluronat Hyaluronik Asitin sodyum tuzudur (13).

Sodyum Hyaluronat (Hyaluronik Asit) ın asıl gücü molekül büyüklüğünde saklıdır. En güçlü formu en küçük molekül ağırlığına sahip olduğu zaman elde edilir. Molekül büyüklüğü ne kadar küçükse (2-10 KDalton) topikal olarak uygulandığında daha kolay ve daha derin cilt katmanlarına penetre eder. Sodyum Hyaluronat’ ın molekül ağırlığı küçüldükçe cilt bakımındaki değeri artar. Ciltte faydalarını gerçek anlamda görebilmek için küçük molekül ağırlığına sahip olan Hyaluronik Asit içeren ürünler kullanılmalıdır. Cyrene markası olarak buna özellikle dikkat etmekte ve tüm formüllerimizi oluştururken en küçük molekül ağırlığına sahip Sodyum Hyaluronat kullanmaktayız. Dikkatli olunması gereken nokta tüm Sodyum Hyaluronat içeren ürünlerin içerisindeki Sodyum Hyaluronat’ın molekül ağırlığıdır. Bazı markalar sadece ismini içerik listelerinde kullanmak adına büyük molekül ağırlığına sahip Sodyum Hyaluronat kullanırlar. Büyük moleküller ne yazık ki cilt yüzeyinde kalarak cilde penetre etmezler. Sadece cilt yüzeyini nemlendirme özellikleri vardır, gliserin, propilen glikol gibi içeriklerin gördükleri görevi görürler. Bu nedenle Hyaluronik Asit içerikli ürünler almadan önce molekül büyüklüğünün mutlaka araştırılması gerekmektedir (14).

Hyaluronik Asiti Cilt Bakım Rutinine ilave etmek

 

Hyaluronik Asit içeren ürünlerin çoğu nemlendirici (krem) veya Serum formundadır. Burada dikkat edilemsi gereken en önemli nokta ürünün içerisindeki Hyaluronik Asit oranıdır. Hyaluronik Asitin ürün içerisindeki oranı içerik listesindeki sıralamasına bakılarak anlaşılır. Eğer Hyaluronik Asit içerik listesinde en başlardaysa üründeki kullanım oranı yüksektir. Eğer içerik listesinin en sonlarında yer alıyorsa o ürünün içerisinde çok düşük oranda Hyaluronik asit vardır ve hiç bir işe yaramaz! Aynı zamanda Hyaluronik Asitin molekül büyüklüğünü de unutmamak gerekir, en küçük molekül ağırlığına sahip olan Hyaluronik Asit cildimiz için en faydalı olandır!

Cilt bakım rutinini düzenlerken rutine Hyaluronik Asit içerikli ürünler ilave etmenin yanı sıra kullanılacak olan diğer ürünlerin de içeriklerinin iyi olması gerekir. Cilt bariyerini zedeleyen ve tahriş eden içeriklerden kaçınılmalıdır. Özellikle cilt temizliğinde NAZİK temizleme ürünleri tercih edilmelidir. SLES (Sodyum Lauryl Ether Sulfat), SLS, ALS, Sülfatlar, Sabunlar gibi cilt bariyerine zarar veren temizleyicilerden uzak durulmalıdır. Ayrıca Etil alkol, Esans (Parfum), Allerjenler, Esansiyel Yağlar gibi içeriklerden oluşan ürünlerden de uzak durulmalıdır. Gündüzleri mutlaka iyi formüle edilmiş, geniş spektrumlu, hem UVA hem UVB koruması olan güneş koruyucu kullanılmalıdır.

Hyaluronik Asit cilde nem kazandırarak bu nemin ciltte tutulmasını sağlayan aynı zamanda da dermis tabakasına kadar inerek cildin onarılmasına ve inatçı kırışıklık ve çizgilerin de açılmasına yardımcı olan bir moleküldür. Cilt bakım rutinine ilave edildiğinde rutinde kullanılan diğer ürünler önemsenmez ise ve cilt bariyerine hasara neden olan içerikler ile donatılmışlarsa iş kısır döngüye uğrayabilir. Bir taraftan cilt onarılmaya çalışılırken diğer taraftan yine hasar verilmeye devam eder. Bu nedenle cilt bakım rutini “bir bütün” olarak düşünülmeli ve iyi ürünler seçilerek oluşturulmalıdır.

Cilt bakım rutini konusunda yardıma ihtiyaç duyarsanız info@cyrene.com.tr ye mail atarak uzmanlarımızdan yardım alabilirsiniz.

Referanslar:

  1. Becker LC et al., Final report of the safety assessment of hyaluronic acid, potassium hyaluronate, and sodium hyaluronate. Int J Toxicol. 2009 Jul-Aug;28(4 Suppl):5-67.
  2. Juhlin L., Hyaluronan in skin. J Intern Med. 1997 Jul;242(1):61-6.
  3. Stern R, Maibach HI. Hyaluronan in skin: aspects of aging and its pharmacologic modulation. Clin Dermatol. 2008;26:106–22.
  4. Meyer LJ, Stern R. Age-dependent changes of hyaluronan in human skin. J Invest Dermatol. 1994 Mar;102(3):385-9.
  5. Fisher GJ, Kang S, Varani J, Bata-Csorgo Z, Wan Y, Datta S, et al. Mechanisms of photoaging and chronological skin aging. Arch Dermatol. 2002;138:1462–70. doi: 10.1001/archderm.138.11.1462.
  6. Baumann L. Skin ageing and its treatment. J Pathol. 2007;211:241–51. doi: 10.1002/path.2098.
  7. Eleni Papakonstantinou et al., Hyaluronic acid: A key molecule in skin aging, Dermatoendocrinol. 2012 Jul 1; 4(3): 253–258.
  8. Soltés L, Mendichi R, Kogan G, Schiller J, Stankovska M, Arnhold J. Degradative action of reactive oxygen species on hyaluronan. Biomacromolecules. 2006;7:659–68.
  9. Schlesinger T. et al., Efficacy and safety of a low-molecular weight hyaluronic Acid topical gel in the treatment of facial seborrheic dermatitis.J Clin Aesthet Dermatol. 2012 Oct;5(10):20-3.
  10. Pavicic T. t al., Efficacy of cream-based novel formulations of hyaluronic acid of different molecular weights in anti-wrinkle treatment, J Drugs Dermatol. 2011 Sep;10(9):990-1000.
  11. Wang Z. et al., Evaluation of emulsion electrospun polycaprolactone/hyaluronan/epidermal growth factor nanofibrous scaffolds for wound healing.J Biomater Appl. 2015 May 26.
  12. Laurent TC. Structure of hyaluronic acid. In: Balazs, EA, ed. Chemistry and Molecular Biology of the Intercellular Matrix, Academic Press: New York, 1970:p. 703.
  13. Neuman MG. et al., Hyaluronic acid and wound healing, J Pharm Pharm Sci. 2015;18(1):53-60.
  14. Essendoubi M. et al., Human skin penetration of hyaluronic acid of different molecular weights as probed by Raman spectroscopy, Skin Res Technol. 2015 Apr