AKNE NASIL OLUŞUR,TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR ?

Beste Gürkan

Aknenin oluşma nedenleri

 

Akne oluşumunun en büyük sebebi genetik yatkınlıktır. Bununla birlikte hormonal değişimler, okul veya iş kaynaklı stres, beslenme alışkanlıkları ve zayıf cilt bakımı alışkanlıklarından dolayı akne oluşumu şiddetlenebilmektedir.

Akne bir sebase folikül rahatsızlığıdır. Sebase (yağ) bezlerini çevreleyen hücrelerin keratinizasyon düzensizliği sonucu meydana gelir. Burada yer alan hücreler kendi kendini eksfolye edebilme yeteneklerini yitirir, atılmayan ölü cilt hücreleri salgılanan yağ ile karışarak yapışkan hal alırlar ve bu yapışkan madde yağ bezlerini, kanalları ve gözenekleri kapatır, tıkar. Kanalların ve gözeneklerin kapalı olması durumunda da yağ  (sebase) bezleri yağ salgılamaya devam etmektedir. Tıkanan bölgelerde dışarıya atılmadığı için birikmeye başlayan fazla yağ ve oksijen yokluğu ciltte sürekli olarak var olan Proprioniabacterium acnes (P. acnes)’ nin gelişimi için mükemmel bir ortam hazırlar. P. acnes oldukça yavaş çoğalan, anaerobik (oksijensiz ortamda yaşayan), gram-pozitif bir bakteridir. Enerji ve besin kaynağı olarak ölü hücreleri ve metabolik atıkları kullanır.  P. acnes bakterisinin üremesi sebum (yağ) salgı bezlerinin içerisinde enflamasyonlara neden olmaktadır.  Sebum kanallarının tıkanması, fazla sebumun dışarıya çıkamaması ve bakterilerin oluşturduğu enflamasyon sonrası yağ bezleri iflas eder. Bu durum ise cilt yüzeyinde iltihaplı kırmızı lezyonlar, akne veya kist şeklinde kendini gösterir.

 

Beslenme Şekli ve Akne: Colorado Üviversitesi tarafından yürütülen bir çalışmada Papua Yeni Gine ve Paraguay’da yaşayan kadınların beslenme alışkanlıkları incelenmiştir. Bu bölgelerde yaşayan halk geleneksel olarak düşük karbonhidratlı besinler tüketmekte ve hiç akne sorunu yaşamamaktadır. Kuzey Amerika ve Batı Avrupada ise durum tam tersidir, beslenme alışkanlıkları karbonhidrat ağırlıklı olduğu için 15-25 yaş arasındaki gençlerin %79 - %95’inde akne endişesi varken 25 yaş ve üzerindeki erişkinlerin %40 - %54’ünde akne endişeleri mevcuttur. Araştırma ekibi elde ettiği bu bulgulardan yola çıkarak glisemik endeksi (hızlı sindirilen şeker ve nişastalar) yüksek gıdaların insülin seviyesini arttırdığını, bunun sonucunda ise sebum  (yağ) üretimi tetiklenerek dolaylı olarak akneye neden olduğu ortaya çıkarmıştır. Bilinenin aksine tüketilen gıdalar yağ içerdikleri için akneye neden olmazlar, gıdalar işlenmiş karbonhidratlar ile yüklü oldukları için akneye neden olmaktadırlar.

 

Akne Lezyonları çeşitleri

 

Açık Komedonlar: açık komedonlar genelde ‘siyah nokta’ olarak da tanımlanmaktadır. Ölü keratin (cilt) hücrelerinin sebum ve kıl parçacıkları ile birleşerek gözenekleri tıkaması sonucu meydana gelirler. Düzenli BHA eksfolyasyonu ile bu yapılardan kurtulmak mümkündür. Eksfolyasyon işlemleri devam ettirilmediği zamanlar tekrar oluşma ihtimalleri yüksektir.

 

Kapalı Komedonlar: genelde ‘beyaz nokta’ şeklinde de tabir edilen yapılardır. Keratin (ölü cilt hücreleri) ve sebumun cilt altında, foliküllerde hapsolması ve cilt hücreleri tarafından üzerinin kapatılması sonucu meydana gelirler. Kapalı komedonlar için en iyi çözüm eksfolyasyondur. Cilt yüzeyi AHA veya BHA eksfolyanlar ile ölü hücrelerden arındırılarak kapalı komedonlardan kurtulmak mümkündür. Açık ve kapalı komedonlar cildin yağlı olan bölgelerinde (alın, burun ve çene) yaygındır.

 

Kabartı şeklinde sivilceler (papule): kırmızı yapılı, iltihap (irin) içermeyen küçük ve sert yapılardır. Bu yapıların sıkılmaması gerekir.

 

Sivilce (pustule): kırmızı renkte, iltihaplı ve irin içeren küçük beyaz uçlu yapılardır.

 

Nodül ve Kistik yapılar: cilt yüzeyinin altında yer alan sebase (yağ) bezlerinin mikrop kaparak iltihaplanması sonucu oluşan yapılardır. Genelde çok rahatsız edici bir görüntü oluştururlar. Ciltte skar ve iz bırakabilirler.

 

Akne Tedavisi

Akne tedavisine başlamadan ve tedavi yöntemi seçilmeden önce aknenin şiddetine ve lezyonların sayısına göre 1-4 arasında derecelendirilmelidir. 1. derece çok az sayıda lezyon ile aknenin en hafif halidir.  4. derece ise aknenin en şiddetli halidir.

 

Tüm akne tedavisi yöntemlerinin amacı aynıdır: antibakteriyel özellikli ürünler  veya ilaçlar kullanılarak bakterileri öldürmek. Fazla sebum (yağ) üretimini azaltmak. Tıkalı olan gözenekleri açmak. Enflamasyonu azaltmak.

  1. ve 2. derece akne endişelerinde cildin çift temizleme yöntemi kullanılarak derinlemesine temizlenmesi ve düzenli eksfolyasyon (BHA) içeren iyi bir cilt bakım rutini oluşturulmalıdır.

 

Eksfolyasyon işlemi için %0.5 - %2 oranında BHA (Salisilik asit) içeren ürünler kullanılmalıdır. Salisilik asit komedolitik (sivilce önleme) aktiviteye sahiptir aynı zamanda antibakteriyel özellikleri vardır. Gözenek içerisini eksfolye ederek sivilce yapılarını kurutmaya yardımcı olur.

BHA eksfolyanların antimikrobiyal ve sivilce önleme aktivitelerinden maksimum faydalanabilmek için iyi formüle edilmiş olmaları gerekir. Cilde hasar vermemeleri ve iritasyonlara neden olmamaları için esans ve etil alkol içermemeleri gerekir.

 

 

Şiddetli akne endişelerinde ise çeşitli ilaçlardan destek alınmalıdır. Dermatolog kararı ile reçeteli olarak şu yöntemlere başvurulabilir:

  • Antibiyotikler (bakterilerin öldürülmesine ve iltihabın azaltılmasına yardımcı olur)
  • Hormon tedavisi
  • Retinoid bazlı ilaçlar

 

Retinoik asit bilinen en etkili çözümdür. En yaygın Retinoid bazlı ilaçlar: Roaccutane, Avita, Differin, Retin-A, Tazorac olarak sayılabilir.  Ağız yolu ile alınan en etkili antibiyotikler Clindamycin, Doxycycline, Erythromycin, Minocycline, Tetracycline ve Bacterin olarak sayılabilir.

 

 

Salicylic acid should be formulated at a pH of ~3 to maximize its antimicrobial and keratolytic activity. A 2 percent SA lotion will reduce inflamed and noninflamed lesions by around 50 percent after four weeks, on average.

Cosmetic approaches for treating acne include the use of antimicrobial agents and oil-control ingredients to reduce sebum. It is estimated that a 30 to 50 percent reduction in sebum will reduce acne by as much as 50 percent.